P E N C E R E

product_1817

Pencere uygarlığın bir ürünüdür. İnsanoğlunun mağaradan çadıra, ya da eve geçişi ile gündeme gelmiştir. Pencereyi, iki mekân arasındaki ilişki olarak tanımlayabiliriz. İnsanın barınma için yaptığı kapalı sığınak ile, dış dünya arasındaki geçiş. Dış dünyaya bir tür açılış. İnsanın dış dünya ile alış verişini gerçekleştirdiği yer. Havanın ve ışığın girdiği yer. Ya da insanın havaya ve ışığa ulaştığı yer.

İnsan ilkel çağlarda doğrudan doğada yaşarken, yalnızca sığınmak için mağaraları kullandı. Sığınağından çevresini tanımak, tehlikelere karşı önlem almak için kapı yetmedi. Çünkü kapı doğrudan bir geçiştir. Hem içerden dışarı, hem de dışardan içeri. Tehlike karşısında kaçıp saklandığında, kapısını kapatınca tümüyle dış dünyadan habersiz ve korumasız kaldı. Ve insan aklı pencereyi buldu. Tehlikeyi içeri sokmadan, onu gözleyerek önlemler alabileceği, dış dünyaya ulaşabildiği bir araç. Pencere.

pencereden-bakan-yalniz-kadin-arkasi-donuk

Pencere ile kapı arasında önemli bir fark var. Ortak özellikleri dış dünya ile ilişki kurma aracı olmaları. Ancak kapıda, insanın kapıyı aşarak dış dünyaya ulaşması gerek. Yani insan kapıdan geçerek bedeni ile mekân değiştirir. Oysa pencere, dış dünyaya bedeni ile aşıp geçmeden ulaşılan bir araçtır. İnsanın dış dünya ile olduğu yerde, doğrudan ilişki kurduğu bir araçtır. Dünyaya ve evrene doğrudan bir açılıştır.
Kapı da pencere de bir açılıştır, ama kapı kapandığı zaman dış dünya ile bağlantı tamamen kopar. Oysa pencere kapalı da olsa aydınlık içerdedir. Yeter ki bir pencere olsun dışarıya açılan. Pencere insanla dünya arasında doğrudan bir ilişkidir. İnsanın dünyaya ve evrene doğrudan bir uzanışıdır.

b3459d2a8cf01c6fe8afb7ed4d1f10ab
Kapı dış dünyaya bir açılış olduğu kadar kapanıştır da. Bazı kapılar insanı dış dünyadan kopartmak için kapanırlar. Bazen de insan kendini dış dünyadan kopartmak için kapılarını kapar. İşte o kapılar kapandığı zaman, ne içerden dışarı, ne dışardan içeri ulaşmak olasıdır.
Ülkeler arasındaki sınırlardan geçilmesine izin verilen bölgelere kapı denmiştir. Sınır kapıları kapanınca, ülkeler arası, insanlar arası ilişkiler de biter. Ama insanın aydınlığa uzanan, dünyaya uzanan bakışı olan pencereleri kapatmaya kimsenin gücü yetmez.

pencere

“Öyle bir yaratıdır ki pencere, bakan insan olmasa bile bir ‘bakış’ tır o. Pencere, kendisi bakar. Canlısı, cansızı, taşı, toprağı, insanı, toplumuyla evrene açılan göz; evreni belli bir yönden derleyip kesitleyen bir çerçevedir pencere. Algılayan, anlayan, yorumlayan bir insan uzanışıdır” diyor Felsefeci yazar Nermi Uygur.

İnsan algılamasa da, var olan bir ufkun anlatımıdır bu. Bir varoluşun simgesel bir anlatımı. Var olan gerçekliklerin keşfedilmemiş de olsalar, var olduklarının belirtilişidir. Ve aynı zamanda; insanın, dünyaya, evrene bakışının çerçevesidir. Simgesel olarak pencere söz konusu burada. İnsanın evrene açılışı, evrene ve gerçeklere uzanışı, bu uzanıştaki perspektif, bu uzanıştaki genişlik. İnsanın kendini aşması…

Pencere, gerçekte bir açılış, bir uzanış ve geçiş ise; simgesel olarak da insanın evrene açılışı, var olan milyonlarca gerçekliğe uzanışı, dünyayı milyarlarca pencerenin varlığını bilerek kavramaya ve yorumlamaya çalışmasıdır.

guzin-abla-soru-1
Pencere beyinsel bir zenginliğin, düşünsel bir genişliğin, kültürel bir birikimin de simgesel anlatısıdır. “Pencere insanın, dünyaya ve evrene bakışının çerçevesidir deniyor ya, işte bu çerçevenin eni, boyu da çok önemlidir, niteliği de. Pencerenin bu özellikleri, insanın kültür birikimiyle, eğitimiyle, teknolojisiyle evrene bakış açısını ve bu bakış açısının genişliğini belirler.

23b36b00bcf6648bf1365c05839f7122

Biyolojik yapı gereği; göz kendini göremez. Dış dünyaya dönüktür. Bu anlamda göz de, bir tür penceredir dünyaya açılan.

 

REZAN ÖZGER

 

Reklamlar