C E M O

Bu yavru kedi komşumuzun sundurmasında doğdu. Üç kardeştiler, ikisi ne yazık ki öldü. Cemo kaldı.

Annesi yıllardır buralarda yaşar, bizim cama gelir, çok güzel ve akıllı, sakin bir kedidir. Çok severim ve beslerim. Evde Pufi var, eve başka kedi almayız ama bahçede sade Biblo’yu değil, bir sürü kediyi de beslerim. Cemo’nun annesi Biblo, son derece anaç bir hayvandır. Dünyaya nesli sürdürmek için geldiğini bilir, yılda iki kere çiftleşir ve doğum yapar. Yavrularına da kocaman olana kadar bakar. Ama yeni yavrulara gebe kalmış ise öbür yavruları dışlar, yanına yaklaştırmaz. Diğer memeliler de böyle yaparlar.

Biblo henüz bir aylıkken Cemo’yu aldı bize getirdi. Komşumuz da çok seviyor ve bakıyordu,  ama Biblo öyle istedi. Minicik kediciği çok sevdik. Bakmaya başladık. Anne Biblo kızını sağlam ellere teslim ettiğini bildiğinden, hemen çiftleşti. Tek çocuğu yeterli bulmadı. Hayvanlar aleminde böyle bir durum var. Her şey gelecek kuşakların her bakımdan verimli olması için düzenleniyor. Sağlıklı, güçlü olmalarının yanı sıra sayıları da kendini gelecek kuşağa aktarmak ve türün devamlılığının sağlanması için çok önemli. Biblo da buna dikkat eder, üç taneden az yavru yapmaz.

Cemo daha yeterince büyümeden yeni yavrular için çiftleşen Biblo, hamile kalınca, henüz iki aylık olan  Cemo’yu bıraktı ve dışladı. O kadar küçük kedilere erkek kediler musallat olur. Hele de anneyle çiftleşmek isteyen erkek kediler, yavruları öldürürler. Bizim buralarda çok yaşanır. Ama Cemo, bu acar kedi, bu minik kız daha el kadarken, bir yandan inanılmaz bir dirençle yaşama tutundu, diğer yandan erkek kedilerden kendini korumayı becerdi. Ona yaklaşanlardan korkup kaçmak yerine, doğrudan üstlerine gidip pençe atıyor, saldırıya niyetliyi şaşırtıyordu. Geçip giderse peşinden gidip oyuna davetini taklaları, pençeleriyle sürdürüyordu. Harika bir yavruydu. Kötü niyetli hiç bir kediyi yanına sokmadı, sokulanlar da onunla arkadaş oldu. Bazen beraber uyudular, çoğu kere oyun oynadılar.

Cemo’nun bu halleri eskilerde Dülsine isimli kedimizin yavrusu Cemo’yu anımsattı bana. O sıralarda Kemal Bilbaşar’ın; Memo ve Cemo isimli romanlarını okuyordum. Roman kahramanı Cemo da güçlü, kişilikli, acar bir köy kızıydı, çok sevmiştim. Ele avuca sığmayan yavruya da ismini vermiştim. Bu defa da öyle oldu. Bir sürü kediyi mama verip etrafımıza topladığım için söylenen eşim de Cemo’ya aşık oldu, günde üç öğün beslenmesini üstlendi. Cemo da teşekkürünü sevgisiyle gösteriyordu. Bahçede beraber yaşar oldular.

Evin annesi doğum yapar, eve gelen bebek herkesin göz bebeği olur, tüm dikkatler onun üstündedir, gülmesi, ağlaması, her davranışı gözlenir ya… Cemo da bizim için öylesine yeni bir sevgi, coşku oldu. Eve alamadık, seyahatler olunca bakacak kimse bulmak çok zor, ama bahçede olunca nasılsa sağdaki, soldaki kedi sever komşularımız ve Kilyos’un kedilerini bizim bahçeye toplayan bahçıvanımız bakar. Zaten Pufi’ye de göz kulak olurlar.

Kedi oyuncakları da Cemo’nun oldu… Pufi de ondan önceki kedimiz Biblo da hiç yüz vermemişlerdi bu tırnak bileme oyuncağına. Hatta bahçeye koymuştuk da hiç bir kedi ilgilenmemişti. Cemo oynadı, işe yaramış oldu.

Cemo’nun üç kardeşi oldu, birini çok seven birilerine verdik, evi oldu. Kalan ikisine Cemo ablalık yapıyor şimdi. Biblo bu defa da yeni çocuklarını alıp geldi, bize yerleştiler.

 

Rezan Özger

 

 

Reklamlar